23 Ekim 2012 Salı

Bir inek sevdim...

Aslında genel olarak hayvanları çok severim ama bana sevmediğim bir tür var mı diye sorduklarında ilk üç sırayı güvercin, inek ve koyun alırdı... Ta ki Fransa'daki fuara katılana kadar...

Herkese komik gelir benim bu sevmediğim türler listem... Gerekçem ise şudur aslında, ben bu üç türü de nedense aptal bulurum. Galiba inek ve koyun sürekli otlayıp geviş getirdikleri için, güvercinler de sürekli ortalığı pislettikleri için aptallık sıralamasında ilk üçe yerleşmiştir bende. İnsanların aptalına tahammülüm olmadığı gibi, hayvanların da aptallarını sevmiyorum işte, yapacak bir şey yok. 
Tam da bu yüzden Fransa'nın en büyük etçil ırklara yönelik fuarına katılacağımızı duyduğumda "Eyvah!" dedim kendi kendime, "ne yapacağım onca ineğin arasında?"


Sommet de l'elevage, Fransa'nın Auvergne bölgesinin Puy de Dome departmanının başkenti Clermont-Ferrand'da her yıl 3-5 Ekim tarihleri arasında düzenlenen bir hayvancılık fuarı. Öyle büyük bir fuar ki Fransızların yanı sıra uluslararası katılımcılardan da büyük bir ilgi görüyor. Sadece büyükbaş hayvanlar değil, küçükbaş hayvanlar ve hatta atlar da var fuarda... Aynı zamanda zirai makinalar, hayvancılıkla ilgili tüm ekipman da bulunuyor fuarda. İnanın 3 gün gez gez bitiremedim fuarı. Bitecek gibi değil ki yemyeşil doğasıyla tam bir hayvancılık başkenti Clermont-Ferrand...

21 Ekim 2012 Pazar

Boğazımda hiç gitmeyen bir düğüm...

Hayat insana bazen der ki; sen çok küçüksün bu evrende ve dersler verir anlar çok önemlidir diye...

Bundan tam 4 yıl önceydi... İş yerinde masamda oturmuş çalışıyordum... Elim bir an telefona gitti Barış Badi'ye geldim rehberde o kadar çok sesini duymak istemiştim ki... Ama sonra elimdeki işi bitireyim de rahat rahat konuşalım diye düşündüm, hatta iş çıkışı ararım o da dersten çıkmış olur uzun uzun konuşuruz... Saçma sapan bir düşünceyle ertelediğim o konuşma hiç olmadı...

7 Ekim 2012 Pazar

Kanatlı ya havalı...

İşim nedeniyle çok sık seyahat ediyorum ve çoğunlukla seyahatlerim uçak ile oluyor. O kapalı tüp gibi aletin içine girdiğimde ise her seferinde şunu düşünüyorum : KANATLI YA HAVALI...

Yolcu için aslında sadece uzağı yakın eder...Yoksa ritüelleri bir gariptir uçağa binmenin...

Öyle uçağa rutin hareketlerle binemezsiniz. Raconu, ritüeli bir ayrıdır. Otobüse 5 dakika kala otogara gidersiniz de havaalanına VİP bile olsanız bagajınız varsa en geç 30 dakika önce gitmelisinizdir (Bagaj yoksa o zaman 15 dakika sizi kuratırır.). Yoksa uçak kapanır bagajınızı alamazlar...