28 Aralık 2014 Pazar

Şeker Hamuru... "Sınırsız hayaller dünyası"...

İpek Hanım ve Ben... Bana Bir Pasta Yap'ta...

Aslında itiraf etmeliyim... Başlığı her ne kadar ben yazdıysam da "Sınırsız Hayaller Dünyası" tanımı, Bana Bir Pasta Yap'ın Sahibi İpek Hatipoğlu Biçer'in kızı Simin'e ait.. Dün yine inanılmaz eğlenceli bir gün geçirdiğim atölyede bir de tv çekiminin konuğu olduk. İşte size Bana Bir Pasta Yap'taki o muhteşem anlardan kesitler...


21 Aralık 2014 Pazar

2015 Pirelli Takvimi Heyecanla bekleniyor...

Daha önce Ağustos ayında 2015 yılı Pirelli Takviminden ipuçlarının geldiği haberini vermiştim. İşte yeni yıla girerken özellikle erkekleri heyecanlandıran o takvimden yeni kareler de artık hayranlarıyla paylaşıldı. Sınırlı sayıda üretilen takvime sahip olma şansına erişemeyenler için bu güzel kareleri paylaşmak isterim. Bu yıl geçen hayal kırıklığı yok fetişzmin coşkusu var...

15 Aralık 2014 Pazartesi

Onlar peluş oyuncak değil...

Yeni yıl yaklaşıyor... Hediye alma zamanı demek bu. Ama siz siz olun, her yıl çocuklarına adeta peluş oyuncak misali oynasınlar diye minik kedi, köpek, tavşan yavruları alan ailelerden olmayın... Çocuklarınıza bir hayvan yavrusu hediye almayı düşünüyorsanız; almayın... En azından bu yazıyı okumadan almayın...

14 Aralık 2014 Pazar

Melekler Dünyamıza Geldiler...

Ve işte Victoria'nın sırrının o muhteşem güzellikteki melekleri 2014'e muhteşem şovlarıyla veda ettiler... Melekler dünyamıza geldiler, Londra'nın sisli, puslu, yağmurlu havasını renlendirdiler. Sadece Londra havasını mı? Tabii ki bizim de ekranlarımızın rengi oldular... İzleyemeyenlerle yılbaşı gecesi CNBC-E'de buluşalım... Bu harika kadınları izleyelim, yeni yıla güzelliklerle merhaba diyelim :))

8 Aralık 2014 Pazartesi

Ya bir gün gerçekten dünyadan gitmek zorunda kalırsak...

Yine uzun bir ara verdim... Yine bir sürü sebebim vardı... Oysa inanın beynimin içinde her an yeni cümleler kurup durdum bu süre boyunca. Keşke bir cihaz olsa. Beynimden geçenleri anında bloga yüklese. Ama ahhh nerede? İşte o nedenle yine uzun bir ara, yine biriken cümlelerle bir merhaba...


16 Kasım 2014 Pazar

Kendimi dövdürdüm...

Evet evet kendimi dövdürdüm ama sopayla, tokatla, tekme ile değil... Minik minik iğnelerle... Biraz muhalif bir hareket gibi oldu ama öyle de bir niyetim yoktu. Sadece ölmeden önce yapacağım şeyler listesine bir tik daha atmış olmaktı amacım... Kocaman bir tik daha attım...

Uzun süredir yaptırmak istediğim birşeydi ömrüm boyunca vücudumda taşıyacağım, benim için anlamı olan bir iz, bir desen... Ama işte ömrün boyunca taşıyacak olunca karar vermesi bir o kadar zor oluyor. Sildirmesi yaptırmasından zor olunca da bu macera için yola çıkarken iyice düşünüp karar vermek gerekiyor. Bu yüzden de geçen yıl arkadaşlarımla Eskişehir'e yaptığımız "dövme" seferinde henüz tam kararımı vermemiş olduğum için ben dövme yaptıramamıştım.

2 Kasım 2014 Pazar

Uzun bir ayrılıktan sonra gözyaşları içinde bir merhaba... Unutursam Fısılda...

Bir ayı aşkın zamandır beynimde uçuşan kelimelere rağmen geçemedim klavyenin başına... Daha doğrusu klavyenin başından hiç kalkmadım da blogun başına geçemedim. Çalışmak, işleri işte yetiştiremediğimden evde yapmak, hastlıkla uğraşmak vs derken bir bakmışım 1 ayı aşmış canım bloguma bir kelime, bir harf yazamayalı... Ama işte bu uzun aradan sonra beni gözyaşlarına boğan Unutursam Fısılda ile yeniden "Merhaba" demek istiyorum...

20 Eylül 2014 Cumartesi

Yaşamak... Vazgeçmek...

Yaşamak çok güzel bir şey aslında çoğu zaman kıymetini bilemesek de... Kızarak, üzülerek geri döndürülemeyecek anlarımızı harcasak da yaşamak güzel şey aslında... Geçtiğimiz ay iki çok sevdiğim sanatçı bu güzellikten vazgeçmeyi seçtiler. Kimbilir neler yaşadılar da nefes almanın, gökyüzüne bakmanın güzelliğinden vazgeçtiler. Biz hayranlarını da üzdüler.


18 Eylül 2014 Perşembe

Zaman geri aksa...döneceğim yerdeydim...

1 ayı aşkın zamandır yazamadım... Oysa aklımda ne çok şey var yazacak, ama zaman fukarasıydım son 1 aydır. Tatilden döndüm ve deli gibi çalışmaya başladım ama ne çalışmak gecenin körlerine kadar... Neyse o başka bir hikaye gelelim 1 aydır sabırsızlıkla yazmak istediğim duygularıma...

10 Ağustos 2014 Pazar

MİM MİM MİM Ne çok olmuş birikim...

Ben MİM'leri cevaplamayı çok seviyorum. Kendi kendimi tanımamı sağlıyor o minik sorular... İçimde kocaman kocaman cevaplar buluyorlar. Böylece ben de içimdeki Elif'le sohbet etmiş oluyorum. Konuşmalarımızı da sizinle paylaşıyorum. Bu aralar ne çok mim hazırlanmış... Ben de hepsini biriktirmişim... Haydi bakalım cevaplayalım...

7 Ağustos 2014 Perşembe

AB'nin ama daha önemlisi çikolatanın başkenti...

Dünyayı gezmeyi çok seviyorum. Yeni yerler görmek, yeni kültürleri tanımak, yeni tatları denemek en sevdiğim şeyler listesinde üst sıralarda yer alır. Ama farklı yerleri görmeyi sevdiğim kadar bugüne kadar gezdiğim yerlerden keyif aldığım ve bir kez daha görsem dediğim yer nadirdir. İşte onlar Moskova, St. Petersburg, Berlin, Roma, Prag ve tabii ki Brüksel'dir. Ne çok istediysem bu şehirler arasında da işim dolayısıyla en çok gittiğim de Brüksel'dir. 

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Ohhh tatlarına baktım, sağlığı kaptım :)

Geçenlerde bir yazımda tropik meyvelerden bahsetmiş ve onlara karşı dayanılmaz tutkumu paylaşmıştım. Sırf bu meyveleri çok merak ettiğim için Uzakdoğuya, Afrika'ya, Güney Amerika'ya gidebilirim, gitmişken de gezerim o ayrı. Ama gidemediğim bu günlerde markette rastladığım tüm meyveleri deniyorum. Böylece tatlarına bakmış olurken, araştırıp neye iyi geldiklerini de öğrenmiş oluyorum.


3 Ağustos 2014 Pazar

Bir düğün macerası...

Çok sevdiğim arkadaşlarımdan biri aradı. Evleniyormuş, düğününe davet etti... Tatilde olduğum için ne yazık ki düğününe yetişemeyeceğim. Ama tabii tüm iyi dileklerim ve kalbim onunla... 2.evliliği onun düğünü haber verince ilk evliliğindeki düğünü geldi aklıma... Yarabbi amma şaşkalozum ya düğünün ortasında ağlama krizine girmiştim.


2 Ağustos 2014 Cumartesi

Ferzan'ın dünyasına yolculuk...

Ferzan Özpetek şu hayatta en sevdiğim yönetmendir. Filmleriyle beni başka dünyalara alır götürür. Hep onun filmlerindeki gibi bir hayatın içinde olma isteği doğurur içimde ve onun dünyasına filmleriyle yaptığım yolculuklar beni kimi zaman hüzünlendirir, kimi zaman gülümsetir, kimi zaman da güldürür. İşte bu kez de romanıyla gittim onun dünyasına. Kendi hayatından kesitler içeren ve bir yandan da filmlerinden sahnelerin ilham kaynaklarına götüren bir roman... Bir tür otobiyografiyle karışan hikaye. İstanbul Kırmızısı...

1 Ağustos 2014 Cuma

Ve 2015 Pirelli Takvimin ucu göründü...


Yeni yılın habercisi 2015 Pirelli Takviminden ilk kareler medyada paylaşıldı. 

Bu yıl yine bizi çok heyecanlı görüntülerin beklediği sinyalleri de böylece gelmiş oldu. Bu yılki takvim teması "Fetiş"... Tema bu olunca takvim sevenlerini elbette heyecanlandıracak karelerle dolu. 

31 Temmuz 2014 Perşembe

Beklenen filmin fragmanı yayınlandı...


Romanı büyük olay olan, sansasyonlar yaratan Grinin 50 Tonu ki aslında bence -Grey'in 50 Tonu olmalıymış ya neyse- filminden ilk kareler geçtiğimiz gün yayınlanan fragmanıyla ortaya çıktı. Ama gelin görün ki filmi izlemek için 2015'in 14 Şubat'ını beklememiz gerekiyor.

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Beren ermiş Kenan'ına, Kenan ermiş Beren'ine... Darısı tüm isteyenlere...

Bence Beren Saat ve Kenan Doğulu ikilisi çok uyumlu bir çift... Çok da yakıştılar birbirlerine... Neden mi? İtiraf ediyorum; çünkü ikisini de ekranda ilk gördüğüm günden beri hiç beğenmem ve pek de sevmem... O yüzden çok sevindim birbirleriyle evlendiklerine. Allah mutlu mesut etsin bir yastıkta kocatsın. Darısı da tüm sevenlerin, isteyenlerin başına olsun...

28 Temmuz 2014 Pazartesi

Bugün Bayram...

Bugün Ramazan Bayramının ilk günü... Eskiden Şeker Bayramı dediğimiz günlerde sanki daha bir tatlı, daha bir güzeldi bayramlar...Gerçi ben eskiden de bayramlardan pek haz etmezdim... Ama yine de daha bir güzel geliyor eski bayramlar... Nedendir acaba? Anılarda kaldıkları için mi? Yoksa o günler çok farklı oldukları için mi?

25 Temmuz 2014 Cuma

Miniminicikmim...

Sevgili Deeptone bir mim cevaplamış isteyenler de cevaplasın demiş... Tabii ki de ben isterim Deepciğim dedim ve bu miniminnacık mim'i cevapladım. Haydi bakalım isteyen herkes kendi cevabını versin...

24 Temmuz 2014 Perşembe

Tercihleriniz hayatınızı belirler...?

Dün akşam pek çok üniversite adayı, hayatlarının bundan sonraki kısmının ana belirleyicisi olacak üniversite sınavı sonuçlarını öğrendiler. Kimi istediği yeri kazandı, kimi istemediği, kimi ummadığı, ama ne yazık ki kimi de kazanamadı. Evet tercihlerimiz hayatımızı belirler... Ama hayatımız tercihlerimizden ibaret değildir. Bir abla olarak onlara tavsiyem ne kazandıkları yerlere çok sevinsinler ne de kazanamadıkları yerlere çok üzülsünler... Neden mi? İşte benim hikayem...

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Yenilesi yutulası meyveler...

Bilen bilir benim canım boğazımdan gelir... Açken ben ben değilimdir. Ve ne yazık ki pis, kötü yemekler, yani fast food, abur cubur, hamurişleri, şekerler benim favorimdir. Bir gün ayrı kalayım onlardan yüzüm düşer, içim sıkılır... Hele ki aç kalayım aman diyim yaklaşmayın... En son check-up maceamda açım diye gittim arabayı duvara çarptım hem de göz göre göre görmeyerek... Yazarken yazması zor oldu da çarpması kolaydı valla... Olan oldu gitti canım stop lambası...

20 Temmuz 2014 Pazar

Sorun bende değil gende...

Ben yüzde yüz Of'lu bir kişiliğim... Hem annem hem babam Of'lu olunca su katılmamış bir saflık derecesinde Of'lu oluyorum... Bizim oranın insanı bir değişiktir... O yüzden de fıkralara konu olaylar gündelik hayatın bir parçasıdır. Hayata bakış, olayları algılayış söz konusu olduğunda normal insanlardan daha farklı bir açıdan bakıyor olmak galiba bunun sebebi bilemiyorum. Ama tek bildiğim var ki o da şu; Elif ne içiyorsun kafan güzel mi? diye sorduklarında verebilecek tek cevabım olduğu : "Sorun bende değil gende..."


12 Temmuz 2014 Cumartesi

Nasıl evde kaldım...

Yine upuzun bir ay geçmiş çok sevdiğim bloguma uğramayalı. Son bir ayı nasıl yaşadım ben de anlamadım. İş, koşturmaca ve sıcaktan bayılmış bünyemin kendisini attığı uykunun kollarında geçip gitti günler... Geride kalan bir ayda okumayı başardığım tek kitap var... O da "Kocan Kadar Konuş"... Ne kadar güldüm okurken... Sanki işte hayatınız gibi bir romandı benim için. Tüm Türk kızlarının omuzlarına yüklenen "Sinek kadar kocan olsun ama başında bulunsun" yükünün yarattığı traji-komik travmalarımızın hikayesini kahkahalar eşliğinde okudum... Ve kendime sordum "Nasıl evde kaldım?"

15 Haziran 2014 Pazar

Momiji Sevgiyi Yay Bebeğim...

Yeni çılgınlığım Momiji bebekler... Onlarla instagramda tanıştım. Nereden, nasıl alacağımı ise araştırmalarım sonucunda öğrendim. Ve hiç durmadım koleksiyonlarını yapmaya karar verdim. Zaten öyle bir tutku ki bir bakıyorsunuz, hiç anlayamadığınız bir şekilde bağımlılık kazanmışsınız bile...

7 Haziran 2014 Cumartesi

MİM Yağmuru...

Uzun süredir mim'lere cevap veremedim... Mimleri de bilirsiniz Sevgili Deeptone'dan takip ederim... Öyle güzel mimler paylaşmış ki hepsini ama hepsini cevaplamak istiyorum. Neden mi? Öyle sorular var ki kendime bile hiç sormamışım, böylece onları cevaplarken bir bakıyorum kendimi de tanıyorum, bugüne kadar hiç sormadığım, cevabını aramadığım sorularla Elif'le tanışıyorum...


25 Mayıs 2014 Pazar

Carmen... kırmızının en şuh tonu...

Çok uzun zamandır opera veya bale izleyememiştim... Bu araya sezonun son temsiline çıkan Carmen ile nokta koymak çok isabetli bir tercih olmuş. Ne mutlu ki işyerinde çok sevgili arkadaşlarım var da bana da sordular kendileri için bilet alırlarken. Böylece ben de bu muhteşem plana dahil oldum. Hem de en ön sıradan ve hem de Ankara Devlet Opera ve Balesi, opera sahnesinde...

18 Mayıs 2014 Pazar

İçimdeki Oscar aşkı bambaşka...

Herkes anlayamıyor ona olan sevgimi... Ne var ki sadece bir köpek diyorlar. Hiç insanla bir olur mu? Haklılar Oscar hiç insanla bir olur mu? Bir insanla kurduğunuz ilişkiden çok daha ötesi... Karşılıksız, beklentisiz size hep sevgi dolu bakan o gözler... Ne demek istediğimi anlamanız için bir kaç filmi izlemeniz gerekir, ki bu filmlerin en başında Hachiko: Bir Köpeğin Hikayesi gelir.


15 Mayıs 2014 Perşembe

Sorumlusu Hepimiziz... Kaybolan onları hayatları...

Bu ölümlerin sebebi doğal afet değil, kader hiç değil, kaza adı üstünde tedbir alınmadığı için gerçekleşen ölümler bunlar... peki kim mi suçlu? Suçlusu çok bu ölümlerin...

1. O maden işletmesinin tüm sahipleri, emekleri üzerine hayatlarını kurdukları, hayatları hiçe saydıkları için

2. İşletmenin iş sağlığı ve güvenliği uzmanları, iş kazalarının önlenmesinde en çok onların bazı şeylere dur demeleri... gerektiği ama bunu yapmadıkları veya yapamadıkları için

3. Soma'daki işletmelerle ilgili daha 20 gün önce meclise gelen soruşturma komisyonu kurulması önergesini sırf muhalefet partileri verdi diye hayır diyerek kabul etmeyen AKP Milletvekilleri oraya milleti temsile gittikleri halde liderlerinin söylediğinin dışına çıkamadıkları için

4. Başbakan ve Bakanlar Kurulu, ülkeyi babalarının çiftliğiymiş gibi yönettikleri, eleştiriye tahammülleri olmadığı, vatandaşlarının canından ise kendi koltuklarının, ülkelerinin çıkarlarından ise kendi ve yandaşlarının çıkarlarını gözettikleri için

5. Bu ülkenin tüm muhalefet partileri lider ve yönetimleri yapmaları gerekenin vatandaşın haklarını, ülkenin çıkarlarını korumak olduğu halde kendi kör dövüşlerine daldıkları, o çıkar, menfaat çukurundan çıkamadıkları için 

6. İşçi haklarını korumak amacıyla kuruldukları halde iktidarın dümeni suyuna politikalar üreten, işçi hakkını savundukları, gerçekleri söyledikleri, baskılara boyun eğmedikleri için kendileri gibi olöayan sendikaları anarşistlikle suçladıkları, bugünkü kazadan sonra bile iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alonmadığı için hayatlarını kaybeden işçilerin savunucusu değil de hala iktidarın ve maden ocağı işletmecisinin savunuculuğunu yaptıkları için

7. Gerçekleri 5n 1k ile ortaya çıkarmaları sorgulamaları gerektiği halde 3 maymun olarak faaliyet gösterdikleri için medya kuruluşları

8.Tüm Türkiye halkı okumuşu ve okumamışı, sağcısı ve solcusu hep birlikte cehaleti bir esaret olarak kabul ettikleri ve tüm olayları Allaha havale ettikleri için...

Hepsinden ötesi bu saydıklarımdan herbiri bir şekilde çıkarlarından, kazanımlarından, ellerindekilerden vazgeçemedikleri, kimisi korktukları, kimisi de korkuttukları için...

Ölenlere Allahtan rahmet, sağ kalanlara akıl fikir izan diliyorum... yoksa daha herşey müstehak...

11 Mayıs 2014 Pazar

Berlin... Gidilesi bir şehir... hatta yaşanası...

Avrupa'da en çok yaşamak istediğin şehir hangisi diye sorsanız ilk üçte Berlin yer alır hem de 1.sıradan giriş yapar listeye... Savaşın tüm izlerini silmiş, Doğusu ile Batısı barışmış modern binalarla tarihin birlikte yaşadığı, tertemiz havası ile yaşanılası bir şehirdir Berlin... Her sokağını büyük bir keyifle gezdiğim bu güzel başkenti sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyordum... Nihayet sindire sindire yazabileceğim bir zamanı yakaladım...

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Dilekler asılsın dallara...

En güzel geleneklerden biridir Hıdırellez kutlamaları... En sevdiğim geleneklerdendir... Ben geleneksel şeylerden aslında pek hoşlanmam. Bazılarını çok tutucu, hatta çok eski bulurum. Günümüz koşullarında uyması, uygulaması zor gelir onların bana... Ama Hıdırellez başkadır... Özeldir, güzeldir, eğlencelidir, umut doludur...

4 Mayıs 2014 Pazar

Artık Pırıl Pırıl Saçlarım...


Uzun süredir bir sırrı saklıyordum. Ama bir baktım artık heryerde ondan söz ediliyor o yüzden bir arkadaşımla aramızdaki güzel saç sırrını kendimize saklamamızın bir anlamı gelmediğini anladığım için sizlerle de paylaşayım istedim. Ne de olsa alıp deneyenin tavsiyesi de önemlidir değil mi? 


3 Mayıs 2014 Cumartesi

Eğlenceli bir oyun...

Günlük hayatımızın öyle bir koşturmaca içinde geçiyor ki, bir bakıyoruz herkesten ve herşeyden uzaklaşıp kendimizle kalmışız... Geri gelmeyecek anlar gelmiş, geçmiş, günler, aylar, mevsimler ve yıllar hayatımızdan akıp gitmiş... İşte o rutinimizi anlamak için bana bir oyun gerekiyormuş meğer...

1 Mayıs 2014 Perşembe

Sanatla aydınlanır yarınlar...

Bilenler bilir, konser, gösteri, sergi, sanata dair ne varsa severim, takip ederim. Ruhumu sanatın o eşsiz okyanuslarında yıkanarak rahatlatırım, arınırım, temizlenirim o sularda... Nisan ayının tamamını hasta geçirdikten sonra (ki hasta hasta Berlin'e d gittim onu ayrıca yazacağım) evden ilk kez iş dışında 23 Nisan kutlamaları için çıktım ve çıktığıma da bir değdi bir değdi anlatamam...

6 Nisan 2014 Pazar

Beni bu güzel havalar mahvetti...

Şair ne demiş 'Beni bu güzel havalar mahvetti.' Beni de... Tam bir haftadır hastayım, salı günümü yatakta geçirdim, sonra mecbur işler yüzünden evden çıkınca olayın seyri giderek kötüleşti. Cuma gecesinden beri de ikametgahım 1.40'a 2.00 yatağım. Üstelik salı günü Berlin'e yolculuk var, yani bir an önce sağlığıma kavuşmalıyım. Bir de dedim faydam olsun neler yaptıysam sizlerle paylaşayım. Hepimize şifa lazım...

28 Mart 2014 Cuma

4 İngiliz Erkekten Seslerin Dansı...

Herkes bilir, Elif aktivite canavarıdır. Doğumgünü organizasyonları, partiler, eğlenceler, düğünler, nişanlar, kınalar, gezmeler, konserler, tiyatrolar, sinemalar ve hatta hatta toplantılar, işler, güçler... Hepsi bana ayrı keyif ayrı heyecan verir... O yüzden sevdiğim dostlarım, arkadaşlarım beni bir yerlere davet ettiklerinde hem eğlenmek hem de şu hayata geldiğimiz kısa zamanda onlarla birlikte vakit geçirebilme fırsatını değerlendirmek için bu davetleri kabul ederim. Hatta çoğunlukla organizasyonları da ben yaparım... 

25 Mart 2014 Salı

Kemerlerinizi bağlayın... çarpmanın etkisi büyük...

Her senenin bir diğer bekleneni de Ferzan Özpetek filmidir benim için... İple çekerim gösterim tarihini... Tanıtımları, yorumları vb hiçbirşeyi okumam, dinlemem. Neden mi? Çünkü bilirim ki o ne yapsa kalbimin en derinlerinde bir yerlere dokunur hep... Hani önyargılar hep olumsuzdur ya, Ferzan ve filmleri söz konusu olduğunda benim önden gelen yargılarım hep olumludur, ne mutlu ki hep de doğru çıkmıştır.

22 Mart 2014 Cumartesi

Mim... Mim... Mim... Bakalım ben kiMİM

Ve işte sıra 2. mimde... Beni Deeptone Mimledi ama Mim'i hazırlayan yeni bloggerlardan Dördüncü Tekil Şahıs... Sayfasını ziyaret edin... Kırklareli'nde yaşayan genç ve çok hoş bir bayan. Yazılarını cesurca yazdığını söylemem mümkün... İçten, samimi ve rolsüz... Onunla tanışmaktan mutlu oldum... Haydi bakalım şimdi sıra sorular ve cevaplarında...

Mim'lenen ilk hatıralar...

Blogumu okuyanlar bilir, en sevdiğim blogger Sevgili Deeptone'dur... Herkese şöyle bir uğrasam da onun sayfasına hergün bir kaç kez giderim... Eski - yeni yazılarını okurum... Kimseye pek yorum yapmam bir ona yaparım... Hiç tanımadığım, esrarengiz adı ve farklı yazıları nedeniyle nasıl biri, neler yapar, saçı ne renk, boyu nasıl, kilosu nasıl hep çok merak ederim... Onun beni okumasından gurur duyar, bana yorum yazdığında mutluluktan sarhoş gezerim... Ve Deep yine ruhumu okşadı, beni mim'ledi... İnsan mimlenince mutlu olur mu? Hem de ne olmak koltuklarım puf böreği gibi kabardı, yüzüm gülücüklerle aydınlandı... Ne mutlu bana 2 mim'im var :)

10 Mart 2014 Pazartesi

Duyduk duymadık demeyin... Festivali izleyin...

Sevda - Cenap And Müzik Vakfi tarafından geleneksel olarak her yıl düzenlenen Ankara Müzik Festivali'nin bu yıl 31'incisi 4-30 Nisan 2014 tarihlerinde çeşitli salonlarda verilecek konserlerle Ankaralılarla buluşacak. Sanata ve etkinliğe hasret Ankaralılara duyurulur. Demedi demeyin, festivalde en az bir konseri izleyin...


9 Mart 2014 Pazar

Gücünü kendinden alan kadınlar...

Güçlü kadınlar diye bir fenomen vardır ya hani... Nereden gelir o güç? Paradan? Kıyafetlerden? Evlerden? Arabalardan? Eşlerden? Sevgililerden? Kendinden? Peki ya nasıl kaybedilir o güç? Dışarıdan baktığımızda "mükemmel" gözüken o hayatları nedir balon gibi söndüren?

7 Mart 2014 Cuma

Yaptığımız pasta değil...adeta sanat...

Ben yemek yemeği sevdiğim kadar, yemek yapmayı da severim... Sadece yemek de değil pasta, börek, çörek yapmayı, kısaca mutfakta zaman geçirmeyi, saatlerce dilim dilim malzemeleri kesmeyi, birbirine katmayı, karıştırmayı çok severim... Vakit nasıl geçer anlamadığım gibi tüm sorunları, sorumlulukları unutur lezzete odaklanırım...

6 Mart 2014 Perşembe

2 kızkardeşten lezzet şöleni... Bonapple...

Henüz yazmadım ama geçenlerde pasta kursuna katıldım... Pasta kursunu veren İpek Hanımla yaklaşık 7 saat süren kursumuzda sohbet sohbeti açtı, zevkler ve renkler paylaşıldı... İşte bu sırada İpek Hanım işyerime çok olan Bestekar Sokaktaki küçük bir pastaneden bahsetti bana... Bonapple'dan...


3 Mart 2014 Pazartesi

And the Oscar goes to me...

İngilizce bilen bilmeyen herkesin ezberindedir bu cümle... Hollywood 1 yıl boyunca bu cümlenin anonsunu bekler. Sinemaseverler için de bir şölendir Oscar Ödül Törenleri... Ben de heyecanla beklerim bu geceyi, ama ne yazık ki çalışmaya başladığım günden bu yana canlı yayını izleme şansım olmuyor... Beni Oscar'a kimin birinci olduğu kadar kırmızı halı üzerindeki o kusursuz görüntüler de bağlıyor... 

28 Şubat 2014 Cuma

Zıpla... Hopla... Alkışla... Eğlen... Durma...

Hiç başka bir dünyaya gitmek istediğiniz oldu mu? Bir kaç saatinizi olsun başka diyarlarda geçirmek istediğiniz? İşte size her anında bir sonraki anını beklemediğiniz ve her seferinde "Yok artık" dediğiniz şaşkınlıklara sizi götürecek bir ekip... Ritmin ve uyumun dansı... STOMP...

14 Şubat 2014 Cuma

Sevmenin günü mü olurmuş?


Oldu bitti özel günleri, bayramları, seyranları hiç sevmem... Tüm yıl yapmadığın bir şeyi o gün yapma zorunluluğu verir ya insanlara... Gıcık olurum. İşte o yüzden hep sorarım, annenin, babanın, öğretmenin, çevrenin... ve de sevmenin günü mü olurmuş? 

25 Ocak 2014 Cumartesi

2013'ü Kovaladık Adeta...

Ve geç de olsa 2013'e bir veda yazısı yazmadan veda etmek mümkün olmazdı... Sevgili Deep'in de dediği gibi haydi bakalım bir 2013 muhasebesi yapalım.

2012'ye veda ederken heyecanla 2013'ü bekliyormuşuz, her yeni yılı olduğu gibi... Blog'umdaki yazıdan anlaşılan o ki ben de bu heyecanı anlamsız bulsam da ondan güzel şeyler beklemişim. Ama gerçekten her dileği yerine getirdi mi 2013...