24 Şubat 2013 Pazar

Sultanlığa veda kutlanır mı?

Romantik komedi... Adı gibi romantik ve komik öğeler içerse de sabun köpüğü gibi, ömrü kısa, etkisi az... Sinemadan çıktığınızda güzel kıyafetler, zengin ortamlar ve renkli görüntülerle geçirilmiş 1,5 saati geride bırakmış oluyorsunuz. Ama ötesi yok... Romantizmin gerektirdiği o içten hissedilen aşkları ya da komedinin sizi karnınız ağartana kadar güldürebilecek ince esprilerini de boşa aramayın... Günümüzün "aşklarının" filmi, popüler, hızlı, anlık, çabuk tüketilen, içi boş...

Bu filmi izlemeyin diyemem. Çok büyük beklentilere girerseniz hayal kırıklığı yaşarsınız. Beklentisiz ve olduğu gibi kabul ederseniz işte o zaman eğlenebilirsiniz. Hiç değilse bir süre zengin, renkli ve neşeli ortamlarda dolanmış olursunuz. Dertleri dert olmayan, sıkıntıları basit kıskançlıklardan, üzüntüleri yanlış anlaşılmalardan ibaret, şampanya köpüğü tadında, sabun köpüğü etkisinde hayatlar yaşayan kahramanlarla gerçek hayatın dert ve sıkıntılarından uzaklaşmanız mümkün. 


Ama tabii benim yaşlarımda, bekar bir kadınsanız, film boyu verilen evlilik düşkünü, evde kalmış krizlerindeki kadın profiline gıcık kapmanız da mümkün. Yani tüm bekar kadınların derdi zoru evlilik değil, bunun aksinin vurgularına ciddi anlamda sinir yapıyoruz. Kabul ediyorum Sinem Kobal gibi, evlenebilmek için bunun yollarını öğrenmek için dizi dizi kitap bitiren bir sürü hatun var. Ama öte yandan hayatının öncelikli hedefini tek taş yapmayan da bir çok kadın var. Neyse ki bu bölümde misafir oyuncular tam da bunu anlatmak için filmin içine serpiştirilmiş gibiler.

Öte yandan, sevgililerini, eşlerini aldatmayı akıllarından bile geçirmeyen masum erkekleri de her gördükleri bacak peşinde koşmanın daha iyi olduğuna ikna etmeye çalışan tiplemesiyle Gürgen Öz filmin en gerçekçi karakteri. Birçok erkeğin içinde gizlenmiş cümleleri dile döküyor adeta. Tabii dikkatinizi çekerim tüm erkeklerin dememeyi özellikle seçtim, çünkü tüm kadınlar, gibi tüm erkekler diyerek bir genelleme  yaparak haksızlık etmek istemiyorum.


Filmi izlerken düşündüm de aşk hayatımın bu denli karmaşık ve başarısızlıklarla dolu olmasının galiba en büyük sebebi gay bir arkadaşım olmaması, onun verdiği akıllarla akıllarını başlarına alıyor bizim 3 başrol kadın. Benimse başıma alacak bir aklım var mı işte ondan hep şüpheliyim. Aşık olup, sevdiğimde o akıl direkt valizini toplayıp Kanarya adalarına tatile çıkıyor. Onun tatilden gelmesi için de galiba böyle bir arkadaşa ihtiyacı var, bilemiyorum...


Bir de hep merak ediyorum. Evlilik eğer uzak durulması gereken bir şey ise,bekarlık sultanlıksa, neden ona eğlenerek hatta sevinçten kınalar yakarak veda ediyoruz?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder