3 Mayıs 2014 Cumartesi

Eğlenceli bir oyun...

Günlük hayatımızın öyle bir koşturmaca içinde geçiyor ki, bir bakıyoruz herkesten ve herşeyden uzaklaşıp kendimizle kalmışız... Geri gelmeyecek anlar gelmiş, geçmiş, günler, aylar, mevsimler ve yıllar hayatımızdan akıp gitmiş... İşte o rutinimizi anlamak için bana bir oyun gerekiyormuş meğer...


Taa küçük bir kızken okulda İngilizce öğrenmemize destek olur diye mektup arkadaşlığı grubuna üye olmuştuk... Şimdi çocuklar içinde cep telefonları, tablet bilgisayarlar ne ise, o zamanlar kolejde okuyan bütün çocuklar için yabancı bir mektup arkadaşı ile mesajlaşmak da oydu. Benim ve kardeşimin 5 mektup arkadaşımız vardı. Her ne kadar kardeşimin desem de aslında hepsiyle ben yazışırdım. Biri Hint asıllı İngiliz bir erkek çocuğu, diğerleri ise bir İngiliz, bir İspanyol ve 2 Finlandiyalı kız çocuğuydu. İşte o 2 Finlandiyalı benim arkadaşlarımdı ve diğerleri ile değil ama Kirsi ve Piia ile halen yazışıyoruz. Geride tam 25 yılı bıraktık birlikte. O minik kız çocukları büyüdü, kocaman genç kadınlar olduk. Hatta Piia evlendi ve onun da artık bir kızı var. Kirsi ve ben ise kariyerimizde yol alıyoruz. Birbirimize hala klasik mektupları yazmaya devam ediyoruz. Ama öte yandan da yeni nesil iletişim araçlarıyla da haberleşiyoruz.

Tabii ki bu araçların en başında facebook geliyor. İşte geçen gün facebookda Kirsi beni etiketlemiş ve bir oyun oynamaya davet etmişti. Oyunun konusu şu; 5 gün boyunca günlük rutin hayatımızı gösteren, her gün yaptığımız bir aktivitenin veya hayatımızdan rutin bir kesitin fotoğrafını çekip facebookda paylaşıyoruz. Ve bu fotoğrafın hikayesini kısaca açıklıyoruz... Bununla kalmıyor bir de arkadaşımızdan aynı oyuna katılmasını istiyoruz.

Çok zevkli bu oyunu hemen oynamaya başladım... Günlük rutinim neydi? Gerçekten de baktım da eğer bir köpeğiniz varsa ve çalışıyorsanız, gününüz öyle planlı geçer ki bu plan sizin rutininiz haline gelir. Ve ne mutlu ki benim her günüm bu rutinin en müthiş detayıyla başlıyor. Biricik aşkım Oscar'canla gezi ile... Kahvaltı... Hazırlık derken, işe 20-25 dakika süren bir yolculuğun ardından çalışarak geçen bir gün ve yine Oscar'la yürüyüşle noktalanırken, akşam yemeği, bazı günler spor, kitap okumak ve uykuyla sona eriyor.

Sonra bir bakıyorum ki koskocaman bir hafta geçip gitmiş... Yaşanmışlıklar ve yaşanmamışlıklarla. İşte bu oyunu oynarken bir yandan hayatımda sahip olduğum o rutin hallere şükürler ederken, bir yandan da kaçırdığım anları minimuma indirme isteği yarattı. Mesela daha az uyku uyuyup, daha çok kitap okuyabilirim ya da daha çok spor yapabilir, Oscar'la daha çok vakit geçirebilirim. İşyerinde öğlen aralarında havalar güzelken ve işim yok ise yetiştireceğim, biraz dışarı çıkıp yürüyüş yapabilirim... Rutinin dışına çıktığım haftasonlarımı daha neşeli daha eğlenceli, daha dolu bir hale getirebilirim. Ayaklarımı uzatıp, kendimi dinleyebilirim, daha çok film izleyip, arkadaşlarım, ailem, dostlarımla daha çok vakit geçirebilirim... Haydi siz de oynayın, rutininizde vazgeçebileceğiniz detayları keşfeder ve dolu dolu bir rutine doğru yol alabilirsiniz...



2 yorum:

  1. ne hoş bişi bu. rutinin de hoş ki. bir kariyer kadını hikayesi. hani amerikan filmleri olur ya. kate hudson filmleri gibi. :) foto da hoş ama :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim... hikayemi filmlere benzer diyerek gözümde güzelleştirdin :))

      Sil