18 Mayıs 2014 Pazar

İçimdeki Oscar aşkı bambaşka...

Herkes anlayamıyor ona olan sevgimi... Ne var ki sadece bir köpek diyorlar. Hiç insanla bir olur mu? Haklılar Oscar hiç insanla bir olur mu? Bir insanla kurduğunuz ilişkiden çok daha ötesi... Karşılıksız, beklentisiz size hep sevgi dolu bakan o gözler... Ne demek istediğimi anlamanız için bir kaç filmi izlemeniz gerekir, ki bu filmlerin en başında Hachiko: Bir Köpeğin Hikayesi gelir.



Daha henüz küçük bir kızken kurdum onun hayalini. Her Hıdırellezde onu çizdim ben kağıtlara... Hep onunla oynadığımı gördüm rüyalarımda. Hatta öyle ki 2 kez  ben uykudayken olan depremde onun paçamdan çekiştirdiği rüyamla uyandım hemen o sarsıntılar başlamadan önce, ve yine Barış' gördüğüm rüyamda o demişti bana "minik beyaz bir köpek dost oldu bana" diye... Sonra bir gün hep hayallerini kurduğu, dileklerini tuttuğum rüyam gerçek oldu ve Oscar altın ödülüm benim oldu.

Onu ilk kez kucağıma aldığım 12.08.2010 daha dün gibi aklımda. İnanamıyordum benim olduğuna, sevinçle ve biraz da bir canın sorumluluğu tamamen benim olduğundan endişe ile gözyaşlarına boğulduğumu hatırlıyorum. Ben önde o arkada yürürdük. Nereye gitsem adeta kuyruğum gibi gelirdi peşimden. Şimdi o zamanlarki gibi kuyruğum gibi davranmasa da gözlerinde hep aynı sevgiyi görüyorum. O benim için hiç büyümüyor. Hala ilk günkü minik kar topum. 

Herkes uyurken yaz kış demeden her sabah 8.30'daki mesaiye yetişebilmek için kaçta yatarsam yatayım 6'da kalkıp gezdirdiğim, haftasonları da bu saati değiştirmediğim, akşamları eve koşarak dönerek gezdirdiğim, oyunlar oynadığım, seyahatlerimi, gezmelerimi planlarken ilk onun rahatını düşündüğüm, hastalandığında en büyük kederim, mutlu olduğunda en büyük sevincim olan minik bir can... 4 patili, altın renkli tüylü, kömür gözlü ve burunlu, kocaman yürekli oğlum benim.


İşte bu hislerimi kalbine bir pati değmemiş, gözlerine o kömür gözler bakmamış birinin anlaması mümkün olamaz. Tabii şu üç filmden birini izlemediyse... Hachiko: Bir Köpeğin Hikayesi (Hachi: A Dog's Tale), Marley ve Ben (Marley&Me), Yıldızları İzleyen Köpek (Star Watching Dog; Hoshi Mamoru Inu)... İşte bu üç filmdir ki bana yaşadığım ve ne yazık ki yaşayacağım anları gösterir... Ne hissettiysem ve ne hissedeceksem bu filmlerde beyaz perdeye yansımıştır...

Gerçek bir hayat hikayesinden alınan Hachiko, Akita Inu cinsi bir yavru köpeğin Profesörle ilişkisini anlatıyor. Japonya'da yaşanmış bir olayı anlatan bu filmde göz yaşlarına boğulmamak imkansız. Minik bir yavruyken bulduğu köpek ile hayatının eksik parçasını tamamlayan Profesörün hikayesi ne yazık ki acıklı. Yıllarca sahibini her gün tren istasyonunda uğurlayan ve her akşam onu karşılayan Hachiko bir gün sahibini kaybediyor. Ama bunu anlayamadığı için her akşam sahibini o tren istasyonunda beklemeye devam edioyr. Bu vefa örneği köpeğin heykeli halen o istasyonda duruyor. Hachi'nin hikayesi için bu sayfayı ziyaret edebilir ve tabii filmi izleyebilirsiniz. Oscar'ım da tıpkı Hachiko gibi her sabah beni yolcu eder ve her akşam sevinçle karşılar, tıpkı Hachiko gibi topu getirme oyununu oynamaz ve Hachiko'nun kokarca nedeniyle havlaması gibi benim oğluşum da kirpi ve kaplumbağa söz konusu olduğunda anlam veremediği hayvancıklardan ürkerek havlar da havlar...

Marley ve Ben de yine yavruyken aldıkları bir Labrador ile bir çiftin 15 yıla yayılan hikayesini anlatıyor. İlk sahneler için size şunu söyleyebilirim, yavru bir köpek aldığınızda yaşayacaklarınızı birebir gösterir size. Oscar ve Marley birbirine çok benzerler yaramazlıklarıyla da... Benim küçük caavarım da tıpkı Marley gibi ortalığı dağıtmayı, cüssesine aldırmadan koşmayı, bizi peşinde sürüklemeyi sever... Canım oğlum... Nasıl üzülür ağlarım Marley'in hayata veda ettiği sahnelerde. Keşke mümkün olsa da o an hiç gelmese... Ama ne yazık ki gelecek biliyorum. İşte o yüzden ben canım oğlumla birlikte geçireceğimiz her sayılı yılı doya doya ve dolu dolu geçirmeye çalışıyorum. İşte o yüzdendir ki seyahatlerimi de, boş günlerimi de, boş anlarımı da hep onunla doldurmaya çalışıyorum. Bir yere giderken hep dua ediyorum geri dönebileyim diye o bensiz ne yapar korkum olur hep. Ona kimse benim kadar iyi bakamaz telaşım olur...

Ve gelelim pek de bilinmeyen Yıldızları İzleyen Köpek adlı filme... Benim de tesadüfen keşfettiğim bir Japon filmidir Hoshi Mamoru Inu... Bir Brüksel seyahati dönüşü uçakta eğlence sistemindeki filmlerden biriydi. Afişin fotoğrafını görünce hiç kuşku duymaksızın başlattım filmi. Yaşlı bir adam ve yanında ondan bir kaç hafta sonra ölmüş köpeğinin cesetlerinin bulunmasının hikayesini, yavru köpek Happy'nin gözünden bir ömrü paylaşılmasının hikayesini izlerken göz yaşlarımı tutamadım. Uçakta olmam umrumda dahi değildi. Bir yandan peçete ile kendimi kamufle etmeye çalışırken bir yandan da  filmin tadına vara vara göz yaşlarına boğuldum.  İstanbul'a indiğimde gözlerim de burnum da domatese dönmüştü. Ve Ankara'ya geldiğimde Oscar'a koştum... Ona sarılıp kocaman öptüm ve dedim ki "hiç bırakmayalım oğlum birbirimizi senle"... 


İşte bu özel bağı, o canından bir parçaymış hissi yaratan bağlılığı anlayamayan ama anlamak isteyenlere ve tabii bir köpek sahibi olmak isteyenlere önerimdir bu üç film... İzleyin... Sonra köpeklerini çocukları gibi sevenleri eskisi gibi yadırgamadığınızı göreceksiniz. Ve eğer bir yavru köpek edinecekseniz yaşayacaklarınızı göreceksiniz. Hiç kolay değildir bir yavru köpeğin bakımı, hiç kolay değildir bir canın sorumluluğunu taşımak... O yüzden iyi düşünün, öyle karar verin... Çünkü hayatınızın aşkıyla tanışmış olacaksınız, zamanla sizin en önemli parçanız olacak ve bir bakmışsınız sizi hiç tanımadığınız bir insana döndürecek... 


5 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. keşke herkes böyle bir sevgiye sahip olsa... güzelleşirdi dünya

      Sil
  2. ay evet sanırım senin için insan gibi bişi. peki seninle bi şekilde konuşuyo mu ki acaba :) birbiriniizi çok sevdiğiniz belli kiii :)

    marley me izledim. haşiko duydum izlemedim hemen izlicem sonuncuyu bilmiyom izlicem ama izleyip yazcam tamam

    YanıtlaSil