30 Temmuz 2013 Salı

Kalplerin Kraliçesi Babaanne oldu... (Bölüm 4)

Herkes için Peri Masalı olarak başlayan, zamanla sıradanlaşan, hatta kimi anlar onun için kabusa dönüşen rüyadan uyanan Prenses, her şeyi geride bırakarak ve tahttaki tüm haklarından vazgeçerek Ladyliğe geri dönmeyi seçti... Böylece genç bir kadın kendi ayaklarının üzerinde, özgürce koşmaya başlıyordu...





Prenses Diana'dan Lady Diana'ya...




1992 yılının Aralık ayında Galler Prensi ile Prensesinin boşanmaya karar verdikleri saraydan resmen bildirildi. Bu resmi açıklamadan yaklaşık 4 yıl sonra 28 Ağustos 1996 tarihinde çift resmen boşandı ve Prenses Diana yeniden Lady Diana oldu. Saraydan ayrılan Diana'nın yeni evi Kensington Sarayı oldu.


1992 yılına değin İngiliz basınından tüm dünyaya yayılan haberler evliliğin hiç de iyi gitmediği yönündeydi.
Diana, Kraliçe ve Prens için bir sorun, bir huzursuzluk kaynağıydı. Kraliyet kurallarına uymuyor, çocuklarını Kraliyet geleneklerine uygun olarak yetiştirmiyor ve kraliyet ailesinin başta Charles olmak üzere tüm fertleri onun yanında geri planda kalıyor, hatta onun sevildiğinden daha az seviliyorlardı. 



"İstenmeyen gelin" Diana, sanıldığı kadar "mutlu" değildi. İlk doğumunun ardından "bulimia nevrose"a yakalanmıştı. Bu, onun genlerinde olan bir rahatsızlıktı, sonunda intihar eden amcası da aynı hastalığın pençesine düşmüştü.  Diana'nın ilk doğumunun ardından 15 kilo zayıflaması da hep bu hastalık yüzündendi. Objektiflere poz verirken gülümseyen Prenses, habersiz çekilen fotoğraflarında hep "mahzun"du. Diana dışarıya karşı "neşeli, canayakın, sorunsuz" görünürken, içinde "acı fırtınaları kopan, bunalımlı, hastalıklı" bir kadındı. Basının yeni Diana imajı "zavallı, aldatılan, acı çeken prenses"ti. Charles, "Kraliyete uygun olmayan, veliaht doğuramayacağı için kabul edilmeyen, evli, eski aşkı" Camilla Parker-Bowles ile ilişkisini sürdürüyordu. Charles, güzel karısını "aldatan, kötü koca"ydı.

Tüm bu aldatma hikayeleri karşısında Diana "bunalım veya hayatını yaşamak" seçiminde "hayatını yaşama"yı
seçiyor ve bu kez "aldatan kadın" oluyordu. Okuyucunun arkası yarın dizisinin yeni bölümleri ihanet üzerine kuruluyordu. Basın bu işten kazancını çiftin telefon görüşmelerinin deşifrelerini yayınlayarak arttırıyor, Diana ve Charles'ın sevgilileriyle yaptıkları "mahrem" konuşmalar iyi tiraj yakalatıyordu.

Diana, yaptığı hataların sorgulanmasından da kendini aklayarak kaçınmaya çalışmaktadır. Basını kullanmakta ustalaşan Diana, Hindistan'a yaptığı gezide "ebedi aşkın mabedi" Tac Mahal'in önünde "yalnız ve mahzun" bir poz veriyor ve böylece başarısız giden evliliğinin, acı çeken, üzgün, umutsuz tarafı olarak ön plana çıkıyordu.

Dünya basını ile İngiliz basını, Diana'nın kocasını aldattığı haberlerinde artık farklı tavırlar sergiliyorlardı. İngiliz basını için Diana "kraliyetin saygınlığını sarsan", "hataların kadını" olurken, dünya basını bu olaya "yeni ve iyi bir malzeme" gözüyle bakıyordu.

1992'ye gelindiğinde "masalın biteceği" haberi resmen ilan edilmişti. Basın  artık "aldatma" ve "uyumsuzluk" hikayelerini artan bir yoğunlukla kullanırken, çiftin bu anlarını simgeleyen bir tek fotoğrafa dahi milyonlar ödeniyordu.

Basında yer alan bir diğer haber ise Diana'nın "büyük bir aşkla" evlendiği Charles'dan ayrılmak istemeyişi ve onun resmi boşanmaya ikna edilmesi çabalarında yoğunlaşıyordu. Diana'nın aldatıldığını bile bile Charles'dan ayrılmak istemeyişi, Diana'nın kendi çocukluğunda yaşadığı, boşanmış anne baba durumunu çocuklarına yaşatmak istememesi, prenseslikten vazgeçemiyor olması gibi nedenlerle açıklanıyordu. Pek çok pazarlık senaryolarıyla anılan bu dönemde evlilik, 1994 yılında Charles'ın televizyonlar aracılığıyla Diana'yı düğün günü de dahil olmak üzere  evlilikleri boyunca tam 13 yıldır aldattığı itirafıyla sona yaklaşıyordu.

Prensesliğini kaybetse de Lady ve geleceğin Ana Kraliçesi olarak kalacak Diana, saraydan payına düşeni alarak, boşanmaya ikna olmuştu. Boşanma günü için manşetler Diana'nın ağzından "hayatımın en mutsuz günü" tanımlamasıyla yer alıyordu. Diana artık "yeni bir yolun yolcusu"ydu...


devam edecek...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder