28 Temmuz 2014 Pazartesi

Bugün Bayram...

Bugün Ramazan Bayramının ilk günü... Eskiden Şeker Bayramı dediğimiz günlerde sanki daha bir tatlı, daha bir güzeldi bayramlar...Gerçi ben eskiden de bayramlardan pek haz etmezdim... Ama yine de daha bir güzel geliyor eski bayramlar... Nedendir acaba? Anılarda kaldıkları için mi? Yoksa o günler çok farklı oldukları için mi?



Kardeşim ve ben
Belki çocuk olduğumuz zamanın bayramları oldukları için güzeldi o bayramlar... Öyle ya o zamanların bayramlarında bayramlıklar alınırdı, aile büyükleri ziyaret edilirken giymek üzere. Ben o zamanlar da şimdiki gibi bayramlıkların en çok ayakkabı bölümünü severdim. Elbiselerimiz de hep güzel olurdu. Zaten aradan yıllar geçti koskoca kadınlar olduk kardeşimle, hala eski komşularımız der ki "mahallenin en güzel giyinen kızlarıydınız." Gerçekten de bizim ailede giyime kuşama bir düşkünlük vardır. Anneannem neredeyse kira parası kadar tutan terlikleri almakla övünür sırf çok beğenmiş, çok şıklarmış diye. Annem deseniz çalıştığı dönemde her gün oje değiştirir, ayakkabısı hep kıyafetiyle uyumlu renktedir, ne biliyim ben kumaşın arasından geçen fuşya renginden gömlek veya bluz altına aynı renk ayakkabı ile çanta ile giyilir. Ayakkabıları özel yapımdır, takımları terzide dikilir. Böyle giyinen annem, babamı da özene bezene iki dirhem bir çekirdek giydirir. Teyzem maaşını kıyafete, çantaya, ayakkabıya yatırır. Dedem ise hepimizi herşeyin en iyisini almaya teşvik eder, çünkü ona göre ucuz ise vardır bir illeti, pahalı ise vardır bir nimeti.


Anneannem, annem, babam, teyzem ve ben
İşte böyle bir ailenin çocuğu-torunu olarak hep en güzel bayramlıklar, en güzel şekerler, çikolatalar, tatlılar, pastalar, böreklerle büyüdük... Ailecek oruç tutulurken, biz de kardeşimle çocuk orucu tutardık. Bizim ailenin çocuklarının orucu şu şekilde olurdu. Sabah kahvaltıyı yapardık, öğlene kadar birşey yemezdik, öğlen yemeğinden sonra akşam yemeğine kadar bir şey yemezdik, akşam yemeğini iftarda yer sonra diğer aile üyeleriyle sahura uyanabilirsek uyanır bir de o öğünü yerdik. 

Kardeşim ve ben
Ramazanın ritüeli güllaç ise evden eksik olmaz, ama işin ilginç yanı evde de yapılmaz, babam pastaneden alır gelirdi. İşte evde yapılmadığından olacak ben onun o ince beyaz katkat görüntüsü yüzünden, şeker, süt, gülsulu karışımının selpak mendil ve o sıvı karışımın biraraya gelmesinden oluştuğuna inandırmıştım kendimi. Süt, şeker ve gülsuyunu sevmediğimden de sade güllaç diye selpak yerdim. Ama ilginçtir bunu yaptığımı annemler de hiç farketmemiş olacaklar ki yıllar sonra eve güllaçın paketli hali gelip de  annem güllaç yaptığında dehşet içinde izlemiştim o nişastalı hamurun selpak olmadığını. 

Dedem ve ben
Ama dedim ya tüm bu hoş anılarına rağmen ben pek sevmezdim dini bayramları çünkü aile ziyaretleri bana zor gelirdi. Annemin babası olan dedemler hemen karşı komşumuzdu onlara özel ziyarete bile hiçbir zaman gerek olmazdı çünkü aradaki kapılar hikayeydi. Biz tek bir ev gibi birbirimize geçip durduğumuzdan bayram ziyaretinin de bir özelliği yoktu. İlk torunu olduğum için beni hiper süper düper bir şekilde el üstünde, başüstünde tutan bir dedeye karşılık babamın babası olan dedem tam bir Karadeniz erkeği idi. Onda torundan bol birşey olmadığından da bu iki unsur biraraya gelir bizi seviyor idiyse bile bunu hiç göstermezdi. Aslında o zamanlar onun torunu olduğum için kendimi şanssız hisseder, üzülürdüm. Oysa aslında o ne kadar şanssızmış karşısında gördüğüm dede figürü ondan 180 derece ters, sevgi ve ilgi dolu, dünyayı önüme seren bir dedeydi. Haliyle onun bu soğuk, uzak halleriyle beni hiç kazanmaya şansı yoktu. Gerçi öyle bir niyeti oldu mu hiç bilemem ama ben hiç şans da vermedim onu biliyorum. Çünkü bir çocuk sevgi ve ilgi ister o ise benim için elini öptüren başımı dahi sıvazlamayan, benimle iki kelam konuşmayan bir adamdı. 

Babam ve ben
Benim gözümde babaannem çok kıymetliydi, kocasından gizli sever, öper, koklar... O yaşlı elleriyle küçük bir bakır kabın içine kabuklarını attığı salatalıkları soyup yedirmekten mutluluk duyardı. Ben de sırf o mutlu olsun diye belki de 5 kilo bile salatalık yiyebilirdim. İşte benim babaannem öldüğü gün ben o sevgiyi hissedemediğim dedeme ziyarete gitmek için babam tarafından zorlandığımda kopardığım kıyametlerle bayram gezmelerinden muafiyet kazandım. O gün bugündür de gitmem bayram ziyaretlerine. Ve hiç sevmem de. Her ne kadar hoçşbir gelenek de olsa benim bünyemde zor duran bir alışkanlık hali...

Ama sevdiğim bayram gelenekleri de yok değil, bayramlaşmalar, şekerler, çikolatalar, kapıyı çalan, harçlık isteyen çocuklar... Bu geleneklerin yaşadığını gördüğüm yerler mutlu ediyor beni. 

Dayım ve ben
Şimdi bakıyorum da geçmiş günlere, bayramların güzelliği sadece o günlerde yapılan şeylerdeydi belki de... Yeni alınan kıyafetler, oysa artık her gün yeni birşeyler alıyoruz, aile, dost, akraba ziyaretleri, şimdilerde ise kendi derdimizdeyiz gezmelerde eğlenmelerdeyiz, aile, dost ve akrabalarla ya dışarlarda bir yerlerdeyiz ya da görüşemediğimiz için üzüntülerdeyiz. SMS, whatsapp,facebook vb'den iyi bayramlar dilediğimiz günlerdeyiz.
Herkese iyi bayramlar...

5 yorum:

  1. Eminim ki seninle gurur duyuyordur tüm ailen
    İyi bayramlar :)

    YanıtlaSil
  2. ayyyyy çok güzel anıların ama. demek kokoştunuz siz ha ha haaa :) o fotolar kuğulu park mı iki tane haniii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kıyafetten şapkadan belli değil mi şekerim :D kokoşluk tavan...

      Sil