29 Aralık 2012 Cumartesi

Kilolarımla savaşmayacağım sevişeceğim...

  • AKLIMDA DURACAĞINA MİDEMDE DURSUN
  • CANIM ÇEKTİYSE BÜNYEM İHTİYAÇ DUYUYOR
  • YAZIN ÖLSEM KAPUSKAYA, KEREVİZE, NARA KIŞIN ÖLSEM KARPUZA, KİRAZA, ZEYTİNYAĞLILARA HASRET GİDERİM
  • ZAYIFLIK HASTALIKTIR, MUTSUZLUK GÖSTERGESİDİR
  • ŞİŞMANLAR HEP DAHA GENÇ, SEVİMLİ VE NEŞELİDİR
  • YEMEK DEĞİL, HAREKETSİZLİKTİR KİLO ALDIRAN
Yemeklerle ve kilolarla ilgili hayat felsefesini bu düşünceler üstüne kurmuş bir insan olarak bendenizin yemeklerden kısarak kilo verebileceğine dair denemelerimi rafa kaldırmaya karar verdim. Çünkü bana biri "Günaydın" dese "Haydi kalk gidelim iki kebap yeriz orası çok güzel" derim, Uludağ desen kayak değil iskender gelir aklıma, Ege desen de bir İzmir bir de balıkçı, Sultanahmet dediğinde cami aklımın ucundan geçmezken köfteler gözümün önünde dans eder... Yahu ben ki Miras Hukuku dersinde murisin varisleri için çıkartılan soy ağacındaki yuvarlak ve üçgenleri pizza dilimi ve pizza, hatta hatta yaş pasta dilimi ve yaş pasta olarak ezberlemiş bir kişiyim mümkün müdür yani yemeyerek zayıflamam. Ben öyle zayıflayamam bildiğin depresyona girer sonra da orada ölürüm ayol açlıktan ve mutsuzluktan... Hani kendim ölmesem eminim birilerini öldürürüm, sinir yapar bende açlık... İki dakika gecikse yemeğim başım, yarım saat geç kalsa gözlerim döner... Döner deyince ben ekmek arası dönerden çok ekmek arası köfte-patates severim... Aman bak ne diyorum ya... Çok açken gittiğim restoranlarda garsonların dehşet içindeki bakışlarını görmesem o haldeyken ne korkunç olabildiğimi anlayamazdım, bir elimde çatal diğer elimde bıçak öyle beklerim siparişimi, hani az biraz gecikse saplayacağım gibi gelir garsonlara ki kardeşimin kafasına sırf patates kızartmamdan yedi diye küçükken çatal saplamışlığım var... İstersen ölesiye aşık olayım sana ama yok arkadaş paylaşamam yemeğimi senle o Elif'in yemeği...Hele ben ikram etmeden elini attıysan vay haline...Yiyeceğim herşeyin kendime göre orantılamaları vardır, ekmeğin, patatesin, pilavın, etle bir eşleştirmesi vardır ki senin tek çatalın benim tüm yemek dengelerimi bozar.
Daha yemekte başka yemekleri düşünen kişiyim ben. O yüzden sushisiz, pastasız, böreksiz, makarnasız, çikolatasız, pizzasız, hamburgersiz ben demek, oksijensiz hava, su demek. Hatta hatta aç Elif bildiğin Sapık'taki katil demek... İkinci kişiliğim hortluyor içimden açken ben...
O sebepten düşündüm taşındım yapacak en doğru şeyin balık etli ama formunda bir hatun olmayı hedeflemek olduğuna karar verdim. Zira benim sıfır beden olduğum gün, eminim dünyada savaşlar biter, Amerika tüm dünyayı yönetmekten vazgeçer, hatta Mayaların yeni bir takvimi bulunur da işte o takvimin son günü gelmiştir.

Düşündüm de niye zayıflamaya çalışıyorum dedim ya... Eski mankenler böyle sıfır beden miydi? Bakınız Claudia Schiffer, Cindy Crawford ve Naomi Campbell'a... Kadınlarda bildiğin et vardı et, öyle kemiğin üstüne yapışmış bir deriyle gezmiyorlardı. Sonradan moda oldu bu açlık halleri. Derdimiz ne hani evet Victoria's Secret mankenlerini ağzımızın suyu aka aka izliyoruz da o hatunlara da kürdan diyemeyeceğim yani yine de belirli kıvrımlara sahipler. Haaa onlar kadar az belirli kıvrımlarımız olması şart mı işte ona şüphem var nitekim bence dünyanın gelmiş geçmiş en seksi kadınları ki başta Marilyn Monroe gelir, böyle etine buduna, göğsüne, poposuna, az biraz balık etli hatunlardır. Öyle balık eti dediysem çiroz değil, daha çok palamut veya kefal tarzındaki balıkları kastediyorum. Hatta belki biraz da iri türden..

Mesela bir Monica Bellucci şimdi kim karşıma çıkıp diyebilir ki bu hatun çirkin. Kadının dibi Monica, her yerinden güzellik ve seksilik akıyor. Zayıflayıp çıksa karşıma valla dönüp bakmam çünkü eminim yüzü kırışır. Bir kere kilolu olmanın bir faydası da bu; doğal yoldan botokslusun arkadaş, cildin gergin duruyor. Kate Winslet'e bakıyorum gitti bi kaç rolünde zayıf kuru bir şey oldu yeminle tanımadım, beğenemedim kadını. Oysa Titanic'teki o az biraz etli halleri daha hoş değil miydi. Aynı şeyi Renée Zellweger için de ve hatta bir zamanlar Hayat Ağacının o balık etli Sam'i Kelly Rutherford için de söyleyeceğim hiç kusura bakmasınlar. Zayıflayınca yanakları böyle çöküyor, gözleri ölü balık gibi bakıyor, sanki ağır bir hastalık geçiriyorlar da tüm hayat enerjileri tükenmiş gibi. Mutluluk yok sıfatlarında, eee tabii olmaz insan yemezse hele de canının çektiğini yemezse yüzü güler mi hiç... 

Oysa bir bakın Jennifer Lopez'e... Kadın cıvıl cıvıl. Hareketli, eğlenceli, güzel ve seksi. Her yanından dişilik sel olup akıyor.
Zaten bi ona bi Beyoncé'ye bir de şu Kim Kardashian'a acayip özeniyorum. Yahu onlarda olunca bu popo güzel bir şey, bana gelince küçültmen lazım Elif. Eeee arkadaş sorarlar adama yani, tamam küçülteyim de o zaman bu meret JLo'da, Beyoncé'de ve Kardashianlardayken kıymetli, olduğu gibi kalsın derken bendeki değersiz mi de erisin gitsin diyoruz. Adalet midir bu? 

O yüzden bir karar verdim. Bundan böyle o binbir yemekle ve o yemekleri yerken harcadığım emekle ve parayla önemli yatırımlar yaptığım, kaynak aktardığım sevgili popoma veda etmeyeceğim onu seveceğim, şekli düzgün ama bir o kadar da tombik bacaklarımla barış ilan edeceğim ve kilolarımla savaşmayacağım sevişeceğim. Belki o zaman sevgimden bunalır, beni hepsi değilse de palamut kadardan fazla olan kısmı terkeder. 

6 yorum:

  1. ha ha haaa.
    :)
    neşeli yıllaaar.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler...
      hep beraber mutlu umutlu güzel yıllar :)

      Sil
  2. yemek konusunda benimle aynı düşüncelere sahip bir insan:)) bayıldım yazdıklarına aynı beni anlatmışsınn kısacasııı yaşasın yemek yemeeeekkkk:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet yaşasın yemek ve yaşasın yemek yemek:))

      Sil
  3. bikere monika kilolu deilki

    YanıtlaSil