4 Ağustos 2013 Pazar

Kalplerin Kraliçesi Babaanne oldu... (Bölüm 8)

Diana, annesi ile babasının ayrılmasını zorluklarla atlatmış, hayatın dört dörtlük olmadığını daha o küçük yaşında öğrenmiş genç bir kadın olduğunda da geleceğin kralının eşi olurken kendisi olma savaşını zorluklardan geçerken kazanmış, kraliyete, tabulara, klişelere kafa tutmuş asi ama güzel, yardımsever ve sevilen bir kadın olmuştu. Onun hayata gözlerini yumduğu gün aslında bu çalkantılı peri masalı da sona ermişti ve geride bıraktığı Kraliyet Ailesi artık onun gelinleri olduğu aileden çok farklıydı. Diana 36 yıllık yaşamının nihayetinde gelenekleri ile ünlü İngilizleri bile dize getirecek kadar güçlüydü...



Diana'nın cenaze töreni bu gücünü kanıtlayacak pek çok simgeyle doludur. Kraliçe ilk kez bir canlı yayında halkı ile buluşup, Diana'nın ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirirken tarih 5 Eylül cuma gününü saatler 18.00'i göstermektedir. Kraliçe halkın "Saray da üzüntüsünü bildirsin", "Kraliçe duygularını bizimle paylaşsın", "Bırakın çocuklar annelerine ağlasın", "Halkı burada kraliçe nerede?" hezeyanlarına bir cevap vermek durumunda kalıyordu. Yine halkın isteği doğrultusunda cenaze töreni Devlet Töreni şeklinde değil ama aynı ağırlıkta resmiyet taşıyan Kraliyet Töreni şeklinde gerçekleşirken, Buckingham sarayında Kraliyet Bayrağı tarihinde ilk kez yarıya iniyor, Kraliçe Diana'nın tabutunu başını eğerek selamlıyor ve böylece ilk kez Kraliçelerin de boyun eğdiği görülüyordu. Diana'nın cenaze töreninde yaşanan bir diğer ilk ise Elton John tarafından seslendirilen "Candle in the Wind" parçasıyla ilk kez kilisede bir pop müziği şarkısının yankılanıyor oluşudur.

Diana'nın Kraliyetle hesaplaşan cenaze töreninden tam bir gün önce, son dönem yardım faaliyetlerine destek verdiği Rahibe Theresa'nın da hayatını kaybetmiş olması "Yaşasaydı için dua edecekti" başlığıyla duyuruluyor ve Di'yle birlikte çekilen fotoğraflarının yanında bu kez ölüm fotoğrafları yer alıyordu. Bu fotoğrafların yanı sıra basın etiği tartışmalarını doruğa çıkaran bir diğer fotoğraf internette yayınlanıyor ve buradan taşınıyordu.





Bu fotoğrafın fotomontaj olduğu kazaya müdahale eden görevlilerin giydiği  kıyafetin sarı ve arka planda yer alan acil arama numarasının üç basamaklı olması sebebiyle fotoğrafın Fransa'ya ait olamayacağı açıklamasıyla yer alıyordu. Bu fotoğrafa gelen tepkiler sonucunda basın Diana'nın herhangi bir şekilde çekilmiş kaza ile ilgili fotoğrafını yayınlamama kararı alıyordu. Kaza ile ilgili haberlerde sadece görgü tanıklarının ifadelerine yer veriliyor ve soruşturmanın tüm detayları okuyucuya iletiliyordu. Bu arada cenaze töreni yapılıyor ve Diana'nın düğün töreninin ardından cenaze töreni de yeni bir izleyici rekoruna imza atıyordu.

Diana'nın cenaze töreninde, tabutunun arkasında yürüyen William'ın annesine olan benzerliği ise cenazenin ertesi gününde ön plana çıkan konulardan biri oluyordu. Her ölümün ardından olduğu gibi, Diana'nın ölümünün ardından da çocuklarına ve mirasına ne olacağı konuşuluyordu. Geleceğin Kralı olan William'ın kendi malvarlığına sahip olması nedeniyle Diana'nın mirası yardım kurumları ve küçük oğlu arasında paylaştırılıyordu. Diana'nın cenaze töreni ile zengin ettiği çiçekçiler kartçılar, konser organizatörleri, televizyonlar, basın ve hatta hurda arabanın satışı ele alınan diğer konular oluyordu. Diana'nın ölümü de tıpkı hayatı gibi bir tüketim malı haline getirilmişti bile.

Türk basınında dikkat çeken bir diğer nokta ise Diana ve Türkler arasında bağların kurulmuş olmasıdır. Öncelikle Ajda Pekkan'ın kız kardeşi Semiramis Pekkan'ın eski kocası Lalvani'nin Diana'nın yakın dostu olduğundan bahsedilmiş ve Ajda'nın yeğeninin Diana'nın kucağında otururken çekilen fotoğrafları yayınlanmıştır. Bir diğer fotoğraf ve olay ise Diana ve Semra Özal arasında Kanuni Sergisinin açılışında yaşanan gerginliğe odaklanmaktadır. Semra Özal'ı Kanuni'den söz ederken "law maker" (kanun yapıcı) yerine "love maker" (sevişen) diyerek hatalı telaffuzu ile kırdığı pota kahkahalarıyla yanıt veren Diana, gün boyu Semra Özal ile yanyana gelmemeye gayret göstermiştir. Bu günle ilgili olarak Berna Yılmaz ise Diana'nın şıklığından, zarafetinden ve asilliğinden siz etmektedir. Diana ve Kenan Evren arasında da ilişki kurularak, Diana'nın Cumhurbaşkanı Kenan Evren onuruna Kraliçenin verdiği davetteki fotoğrafları yayınlanıyordu. Diana'nın cenaze törenine davetli tek Türk olarak Diana'nın boşanma avukatının Türk eşinden söz edilirken, Londra Türklerinin de  Diana'ya veda ettiği haberler arasında yer almaktadır. Diana ve Türkiye arasında kurulan bir diğer ilişki ise Diana'yı çok üzen bir olaya aittir: Charles ve Camilla, Göcek'te tatil yaptıkları yatta paparazzilere yakalanmıştır. 

Türk basını, bu gibi haberleriyle Türk halkına uzaklardaki Birleşik Krallığın saraylarına, şaşasına, ihtişamına ait olmasına rağmen Diana'nın onlara da çok yakın olduğunu göstermek istemiştir.

devam edecek...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder